hadi ordan cehennemi kat -31



Uzunca bir yokuşu çıkarsın sonra bir yığın kapı bir yığın kilit ve tüm bunların yanında dudak uçuklatıcı sayıda merdiven.
Hepsi aşağı doğru hepsi yukarı. Nereden baktığına bağlı. Kime göre neye göre? Görülmesi gereken görelilikler...

Yokuş demiştim değil mi?
Yokuş ah o yokuş. Bir binayı al cehennemin dibine kur. Sonra yetmezmiş gibi al o cehennemi yerin dibine koy. Bir dahinin yaptığı söylenir bu yapıyı. Şaşıyorum hangi dahi bu kadar acımasız olabilir? Kuşun yanlışlıkla bile geçmediği kervanın buranın adını duyunca yol değiştirdiği bir yer burası. Somutluğundan herkes şüpheli, soyutluğu varlığı kadar değil ki ürpertici.

Her neyse bir yatak dört duvar. Her gün gelen gazeteler ve demir kapının kulak parçalayan sesi. Gözlerimi kapatıp güneşi hayal ettiğim günler geride kaldı. Bu karanlık yerde iç ısıtıcı bir sarıyı hayal etmenin güçlüğünü size anlatabilmem mümkün değil.

Bugün günlerden xxx. Kağıttan kuleleri savunma zamanı. Eskiden bir kat yukarıda birileriyle görüşmek ve dahi konuşmak zorunda olduğum zamanlarda yazmamdan hoşlanmayan kişiler vardı. Şu çürümüş akıllara bakıp gözyaşı döktüğüm zamanlardı geride kaldı. Ve bugün burada yukarıdakilerin isteği üzerine ateş gününe kurban edilmek isteniyor yazdıklarım. Ama ben boşa yazmıyorum ya da saçma bir eğlenceye kurban olmak için. Mutlak çıkış günüme kadar zafer benim olmalı.

Bazen ben bunu şiddetle reddederken üstelik bazen ziyaretçilerim olur. O salak sesin ardından binlerce salak cümle. Bazen şanslı olurum. Bu bir veya iki kez oldu sanırım. Zaman aklımı körleştiriyor. Ve zaten zaman burada kendini bile unuttururken bir şeyleri unutmam çoğu kimseye şaşırtıcı gelmiyor.

Genelde büyük isimler veya büyük bedenlerle küçük beyinler ziyaretçim olur. Küçük bedenlerdeki büyük beyinler ya da diğer büyük beyinler kendi işleriyle hayli meşgul olmalı diye düşünürüm onlar geldiklerinde. İki kez belki bir kez şanslıydım işte. Gözümü alan şu lanet ışık migren ağrılarım. Şşşş ne ilacından söz ediyorsunuz, burası küçük bir cehennem. Cehennem sayılabilir mi sahi? Bir cehennem iki cehennem. Ahh faturalar kredi kartı extreleri lüks hayatın zorunlu kıldığı bir yığın ihtiyaç...

Uyumak en kötüsü. Günde onar dakikalık periyotlarla tam on altı kez uyumsuyorum. Buna uyumak denmez kestirmenin tatlılığını da taşımaz bu dakikalar. Hepsi diken üstünde.Üzerinde durmak istemediğim çok şey var burada mesela az önce söz ettiğim dikenler sonra koridorlardaki sertlikte birbirleriyle yarışan sandalyegiller, bas sesli adamların yaptığı uyarılar, gözüme damlatılan kırmızı sıvı şey.

Ah işte büyük beyinli  adamlar ya da bir tane ya da bir sürü bilmiyorum. Kırılmayan bardaklar, ipsiz ayakkabılar ve rutubet kokusu. Dehşet içinde duvardaki kağıt yığınına bakan iri gözler. Anlamsız karalamalar,uydurulmuş alfabeler ,yazmayan kalemler...

Burası kayıp bir yer. Kayıtlarda olduğundan bile şüpheliyim. Belki adresimiz de yoktur. Hadi ordan cehennemi kat -31 işte ikametgah adresim böyle bir şey olmalı.

Tabiki kendimle çelişiyorum. Ziyaretçilerim olduğundan söz etmiştim. Bir de diğerleri var eli iğneliler beyaz önlüklüler.

Annemin sesini duyuyorum oğlum aç şu kapıyı diyor kapıya vurarak. Kiralık ev ilanları, yükselen benzin fiyatları. Olmayan kapılar kilitler hayır  merdivenler gerçek. Annemin terliğinin basamaklarda yankısı değil mi duyduğum?

Bir anahtar tıkırtısı kapıda annem, tanımadığım üç beş kişi daha. Soran gözlerle bakıyorum anneme. Yine mi ama niye?

Zorlanmıyorum ve zorlamıyorum kimseleri. Çıkıp herkesin içinden gidiyorum neden kimse tutmuyor beni.

Arkamı dönüyorum merdivenin başında. Kimse yok. Işık hızıyla tarıyorum aklımı. Işık hızı mı komik. İnsan aklındakine inanır. İnsan gördüğüne inanır. İnsan inandığını görür. Aklımdan evrene çeviriyorum gözlerimi. Sokak kapısından dışarı atıyorum kendimi. Uzunca bir yolu soluksuz kalana değin koşuyorum. Sokak lambası, havlayan köpekler, sokak çocukları...

Yeniden bir yatak dört duvar. Gözlerimi kapatıyorum. ve uyanmamayı diliyorum. Bir kez daha açtığımda gözlerimi başka yerde olmayacaksam eğer.

Lütfen duy sesimi  koşmaktan yoruldum her gece her gece  ve her kağıtta aynı şeyleri yazmaktan harf harf hece hece. Karanlığa yoluyorum dileğimi bir ışık bulsun getirsin bana. Ait olmadığım bu yerden kurtulmak istiyorum. Lütfen  bu kez dileğimi kabul et olur mu?

Yorumlar

  1. ilginç. bunları nasıl düşünebildiğini, hayal edebildiğini merak etmiyor değilim. çıkış noktası ne oluyo acaba, bir sözcük mü, görüntü mi. hı ne?
    :)

    YanıtlaSil
  2. ben şimdi kendime hastalık takmayı çok severdim özellikle psikolojik olanları bi sürü araştırdım videolar izledim hele sosyofobiler uzmanlık alanım olacak nerdeyse ondandır ondan:))

    YanıtlaSil
  3. hımmm anladım, yakıştırıyorsun kendine o hastalıkları. sosyofobi olmadığı sende çok açık. o hastalıklar öle kolay değil. ama hepimiz severiz yakıştırmayı. psikologa gitsen ama sana güler.
    :)

    YanıtlaSil
  4. yakıştırmak değil de ne biliim işte manyaklık parayla mı deep boşluk insana zarar imiş işte sen de sever misin sahi merak etti şimdi genel konmayı mı seçtin yoksam:))
    kesin güler garanti :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. orda konmak konuşmak olacak aman Allahıım klavyem yazmıyor:P

      Sil
  5. ay sosyofobileri, sosyopatlığı filan ya da çeşitli psikolojik şeysileri hep yakıştırırız ki kendimize. örneğin, ben de kalabalık önünde konuşma sıkıntısı var. teke tek iyiyim. insanlardan bucak bucak kaçarım, yolumu değiştiririm filan. ama hiçbiri hastalık değil ki. hastalık ağır durumlarda oluyo.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. işte ben blog açmadan önce açıp öyle şeyleri dert ederdim kendme yeeaaa:))
      kalabalık önünde konuşmak apayrı bi şey ben kalabalık önünde durmaktan kaçınırım da mecbur olunca yapıyosun ya yaparmışım ya ne olacakmış sanki diyosun ya o güzel oluyo bir insan kaç dakika gerilebilir hasta değilse şayet kısıtlı süreler ben de kısıtlı olduğunu geç farkettim kendimi zorluyorum az daha geriliyim diye :))

      Sil
  6. Kuzuuuuu, şu yazılara etiket koy, hikayedir filan diye,bak yannış annıyorum sonra :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hihi yüz yıl sonra yoruma cevap artıkın koyuyorum ki:D

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar