O Yalnız/ca Bir Deli



Hakkında konuşmak istediğim çokça şey var aslında ama nereden nasıl başlasam bilemiyorum.

Elimin altında kayıp giden tuşların durgunluğu çekiyor dikkatimi bana hiç bir şey ifade etmeyen garip şekiller yığını. Onların deyimiyle harfler evet. Harflerle anlaşıyoruz dediler bana aslında tam olarak harfler değil kelimeler sonra da cümleler var basit cümleler,karmaşık cümleler... Devrik cümleler var sonra,cümlenin ögeleri adam gibi sıraya girince de kurallı cümle oluyor.Ögenin adamı mı olurmuş hem her kurala uyan kişi adam mı olurmuş bu nasıl iştir gramer? Gramer denen kelimeyi de hiç sevmem oldum olası bunun Türkçesi ne ki onu da şimdiye değin merak etmedim zaten.

Hep de derlerdi ay sen ne meraksız insansın diye. Meraksız insan olmaz derdim o zamanlar serttim tabi omuzlarım dimdik  bakışlarım keskin. Yine de bu tespitim doğruydu hani insan merak ettiği için insan bir parça da belki. Yaratılıştan geliyor ister maymundan al geçmişi ister bir damla sudan bir avuç çamurdan o merak katılmış hamura bir kez zaten başa ne geliyorsa o meraktan geliyor.

Lanet olsun nerede kaldı bu çocuk? Niye lanet oluyordu ki hem sadece nerede bu çocuk diyebilirdim de hani kahretsin gibi bir nida da dökülebilirdi dudaklarımdan hem bana daha yakışırdı sanki. Ya da bana neydi ki gelecek olanın kim olduğunu bile bilmeden beklemek delice değil miydi?

Gelmedi bu gece de gelmedi hadi anne sen git yat ben beklerim onu.Annem bir kaçık olduğumu düşünüyor yoo hayır bir şey gevelemiyorum ağzımda sana bir şey demedim anne hadi git yat artık.

 Bu kaçıncı günüydü bekleyişin? Boşunalığın dibine vurmuş ben - ya da tavanını bulmuş ben mi demeliyim- bekleyişin en uykulu haline bıraktım kendimi.Gecenin serin rüzgarı bir ürperti bırakıp geçti yanımdan.Soğuk evet bu gece gerçekten soğuk.


Düşündüm de gerçekten istediğim hiç bir şey yok. Bakışlarımdaki doluluğa aldırmayın.Yoksa deli miyim sebepsiz şeyler yapayım?

Sadece bulmak adına,aramadığıma rastlamak adına korkak ve saçma bir ümide bağlı adımlarım.Evet gerçekten delirmiş olmalıyım.

Karşıdaki parkta boş salıncakları salladı rüzgar. Bir ıslık savurduk geceye rüzgar ve ben eş zamanlı. Gıcırdayan demirlerin sesini tükürdüm sonra el salladım kaydıraktan kayan hayalime hadi selametle artık nöbet senin.

Bir bakış fırlattı altın tüylü bir kedi, altın renkli ay ışığında. Kedinin başına bir hare fırlattım tam denk getirdim zaten oldum olası frizbide fena değildim.Gülümsedim.

Somurttum sonra uluyan köpeklere. Yoo hayır cidden bak ben eskiden böyle değildim.

Yorumlar

  1. "Her kurala uyan kişi adam mı olurmuş" hah dedim ne güzel bir laf :) Bütün yazıyı beğendim hemde çokça :) Hele gece tasvirini okurken o ânı ben yaşıyormuşum gibi hissettim :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim zeynep iiiim :))
      hihi o salıncak sahneleri çok güzel ama di mi gece böyle esen hafif rüzgarda gırç gırç sees :)))

      Sil
  2. Çocuk parkları çok korkunç gelir bana, gündüz boşsa yanından geçemem, gece düşünemiyorum bakmam bile, ürktüm biraz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hihi ilginçmiş çingum ben boşken daha çok severim parkları ya da ilginç olan benimdir kıkıkı :)

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar