Dönüyor Dünya blablalala



Pencerenin önüne ekmek sepetindeki kırıntıları koyduktan sonra yapılacak işlere girişilebilirdi tabi. Ama benim keyfimin kahyası o sırada atağa geçmiş olacak ki sokak kuşlarıyla konuşmak istedim. Hani sokak köpeği, sokak kedisi ve hatta sokak kadınları gibi  sokak kuşları. Hani acınası gözlerle baktığımız sokak çocukları kadar özgür. Telgrafın tellerine konan, apartman pervazlarından kışlanan.Kıyafetlerimize pisletip tekrar ve tekrar çamaşır sepetini boylamalarına sebep olan. Öyle işte bir muhabbet girişiminde bulunmam lazım geliyordu o zaman için. Dilimden anlayabilirler miydi diye düşünmeyip tüm halimi ekmek kırıntılarına yükleyip boğazlarından geçemeyecek büyük lokmalar hazırlamak değildi niyetim.Sadece ufak bir canlı dinleyiciyle konuşmak istiyordum.Hanidir ki kendime soruyorum bu konuşma hasreti nereden geliyor?  Bir kuşun kafasını şişirecek kadar kendinden geçmiş bir zihne ne zaman sahip oldum.

Böyle şeyler zamanla oluyor.

Pek muhterem okuyucu diyesim geliyor. Okuyana seslenme hevesim var ama yazdığından utanma gibi de bir dürtü gelip yakama yapışıyor. Hani diyor anlaşılmak adına yazmıyorsun madem kardeşim niye dolduruyorsun oraya  burayı. Haklısın diyorum başımı sallıyorum. Sen de haklısın.

Ama vazgeçmiyorum da yazmaktan. Ya hero ya merocu anlayıştan uzak siyah ve beyazın koyu gri karışımıyım ben. Arada kalmış ama çok da kalmamış. Arada kalmışlığı bile arada kalmış. Böyle bir çılgınlık hali.

Diyor ki birey olamazsan toplumu anlayamazsın çünkü sen de toplumun bir parçasısın.Diyor ki kendine eğilen insan bir bakıma topluma eğilmiştir. Onu inceliyor,irdeliyor, öğreniyordur. Yani diyor ki kendine gelen, kendini bilen bir çok kimseyi de bilebilecektir.Doğru bir yorum şekli midir bilemiyorum. Zira pek çok kişinin içindeki bir çok kişiyi anlamak bile zor. Hepimiz ayrı ayrı pek çok kişiler olduğumuzdan ortalık karışıyor. Bir de şu var sürekli değişim içerisindeyiz. Hepimiz farklı yönlere sıçrayan küçük renkli toplarız sanki de zaman zaman çarpışıp üzerinde bulunduğumuz platformu renklendiriyoruz. Sonra başkalarıyla kavuşup tekrar ayrılıyoruz.Bir süreç meselesi.

Dıkşın dıkşın!

Siper al okuyucu namlular sana çevrilmiş durumda şimdi. Çirkin yüzlü parlak ambalaja sarılmış parfüm kutularıyla bir arada oturup manasız sohbetlere dalacak değiliz. Bağıra bağıra bildiğimizi haykırarak ego tatmini yapmaktan da zevk almıyoruz madem bizim burada işimiz ne?

Madem duyulmaktan çok dinlenmek mutlu edecek bizi bizim burada işimiz ne?

Saklan okuyucu saklan vuracaklar bizi alnımızın çatından. Düşünme kabiliyetimizi yok edecekler. Karıştıracaklar aklımızı.Kendi anladıklarını bizim dediğimiz yapmakta o kadar ısrar edecekler ki yılmanın sınırına dayanacağız.

Saklan öyle saklan ki bulamasınlar bizi. Bırakalım gülsünler ardımızdan.

-Düşünce-

Yorumlar

  1. Bu günde boş geçseydi yarın sen siperlere atlamak zorunda kalacaktın orası kesin :)

    Bana seslenmemden menunum, ıııı gene güzel yazmışsın.

    Bu sorunu bende yaşıyorum bazen yalnız kaldığında birileriyle konuşmak istiyor insan çok çok istiyor hemde mesela hiç tannımadığın birileriyle ama onu bulduğunda da anlıyorki yabancılarla konuşmakta pek işe yaramıyor açlığı gidermiyor. Sonra farkediyorsun ki sana tanıdığın biri lazım seni anlayan biri ama bu seferde onun olmaması üstünetuz biber oluyor bazen böyle krizlere girdiğim oluyor.

    Sen kendini anlatmaya çalışmıyorsun, sadece seni anlayan insanları arıyorsun :) ne kadar anlatırsan anlat onlar bizleri anlamazlar :) Evet bu kesinlikle doğru sen sadece seni anlayacak insanları arıyorsun başkalarına kendini kabul ettirmek değil bu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bekliyor muydun çok mutlu oldum insanın bekleyeninin olması güzel şey :) :)
      Teşekkür ederiim.
      Hepimiz aynıyız ki özde aynı sorunları yaşayıp kendimizi başkalaştırıyoruz kibrimiz sorunlarımızı eşsizleştiriyor çoğu zaman. Yok efendim benim yalnızlığım başka benim derdim başka desek de özde aynı girdabın içinde çırpınmaktayız. Kibrimizden kurtulup bunu görmek hayli zor. Benim için öyle yani :)

      Bu yazıyı yazarken tam da senin gibi düşünüyordum sonra seni okurken ben kimi anladım ki beni anlamalarını bekleyeyim dedim. Aradığımız eksik bir şeyler var ama bence ben yanlış sulardayım belki sen de öylesindir.

      Salt kendi düşüncelerini direten bir çoğunluğun içinde sakinliğini koruması güç insanın. Bu yüzden hem kendi hem karşındakinin düşüncelerini süzgeçten geçirirken bahsi geçen karşı tarafın direten dayatan tutumu anlayamaz bizi tabi. Ama anlamak isteyen anlar ki bir umut :)

      Sil
    2. Daha önceden sıkıştırıdım da şimdi korktum sonra can sıkarım diye :P

      Ya aslında bunlar hep yalnızlıktan olsaydı bizim içinde atan bir kalp herşey çok daha farklı olabilirdi :) ne güzel onunla istediğim gibi konuşurdum o beni dinlerdi ben onu.

      Sil
    3. Ahaha laf mı soktun sen bana yoksa çok ayıp çok :) canın sağ olsun diyeceğim öhhööm.
      Sağlıcakla kal :)

      Sil
    4. Şimdi sen burda dur ben bir yerin dibine giricem mükünse bi 6 ay oradan çıkmama sende sağlıcakla kal :)

      Sil
    5. Unut gitsin olmamış say ben öyle yapacağım :):)

      Sil
  2. okurken murat menteş tadı aldım çok hoş^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo murat menteş böyle bir iltifat üüf çok severim kendisini ama şımarmayım ben sevincimi seviyeli tutmaya çalışayım :):):):)

      Sil
  3. Bırak gülsünler arkamızdan, anca gülerler ya da dedikodumuzu yaparlar zaten :)
    Deep'in bloğundaki deneysel at yazısında John Zorn'u gördüm, bulduğum ilk şarkısını açtım o sırada da seni okuyordum ve şarkı bu yazıya öyle uyumlu geldi ki bana :) Sakin filmler olur ya hani, fonda çalan hoş bir müzikte ana karakter konuşur, tam olarak öyle hissettim :)
    Şarkı da bu bak https://www.youtube.com/watch?v=SUWVaaImaj4 dinlesene ama yazını okurken :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay ne güzel olmıuş o zaman yaa ben de bir kısmını klasik müzik dinlerken yazmıştım galiba :)
      Müziği dinledim dediğin gibi güzelmiş sevdim o hava oluyo cidden müzik atmosfer sağlıyo gibi gibi :)
      Çok kocaman sevgilerimi gönderiyorum sanaa :)

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar