Misafirsem Eğer*





Çok sevgili blogcum;

İnsanların ne biçim dertlerle uğraştığını görünce insan kendi dertlerinden az buçuk utanıyor.

Sonra düşünüyorum acaba sorun nerede? Çok sevgili Özge Hanım büyütmek kelimesini kullandığım da beni uyarmıştı. Yok büyütmek dememeliymişiz  de benim sorun ettiğimi başka bir insan etmeyebilirmiş de falan filan.

Ah bir bilse ben sorun ettiğim her şeyi ona anlatmıyorum. Ama sonuçta her insanın içi bir dünya. Ve dünyalar kadar dert var ortalıkta.

Bir kaç saniyelik,dakikalık,saatlik ve hatta günlük saçma hayallerle mutlu olmuş olabilirim. Sonuçta her bir şey bitmeye mahkumdur değil mi? Yok hayır mahkum değil de mecbur mudur yoksa? İkisi de aynı şey amiyane tabirle kulağı öte taraftan göstermek. Amiyane tabirleri de çok kullanır olmuş insanlar bak bunu da söylemeden geçmeyeyim. Oram buram şişer, düşer maazallah.

Bak blogcum gene edepsizce konuşmaya başladım. Dilin kemiği yok tamam pekala ne dediğini bilmezlere bir bahane e be kardeşim demezler mi elinin de mi kemiği yok. Aslında bakarsanız benim en çok elimin kemiği yok galiba dediklerimden çok yazdıklarımdan çekmişimdir herhalde. Ama ki uslanmayan bir insanım. Sevdiğimi yazdım, kızdığımı yazdım, kıskançlığımı bile yazdım bak kendime itiraf edemediklerimi dökü-döküverdim. Çekinmeden diyemeyeceğim zira çekinmek benim mütemadiyen yaptığım bir şeydir. Dur duraksız dinlenmeksizin.

Ne diyecektim hah Özge Hanımcım ablamla konuşmamı salık verdi. Yok anacım ben onunla sittin sene oturup mantıklı konuşamam diyemedim. Zaten ben aile üyeleriyle genelde usturuplu dert yanmalı konuşamıyorum. Her şeyin üstü kapalı olacak zaten düşündüm de genelde böyle hep bir gizemli havalarındayım. Yarısını birine yarısını birine anlattığım olaylar bile mevcut. Manyaklık kanımda dolaşıyorsa demek.

Ne diyordum beni sık boğaz edip boğazımdaki düğümü üç beş kat büyüklüğe ulaştırdıkları için elime ne geldiyse yazmışım kağıda. Diyorum ki düzelt şunları Şeyma o anda yazdıklarını okumasın kızcağız çarpılacak alimallah ah mantıklı düşüncenin gözünü seveyim. Oturmuşum merkezde ben, etrafımda yine bir sürü ben yuvarlak masa toplantısı ayağına kendimi yargılıyorum.

Ha anlat canımın içi sen ne ettin diye kendi kendimden laf almaya çalışıyorum. Kalbimi kendi kendime durdurma imkanım olsaydı keşke. Ne bileyim böyle karmaşık olmak herkes gibi olup herkesten başka olmak. Biliyorum aynıyız ama o küçük çıldırtıcı nüansa takılıp kalmışım bir kere azizim.

Canımı sıkacak bir şeyler bulmakta da üstüme yok diyorum ya insanların derdi olmuş bir milyon ben oturmuş kaybolan bir kuruşuma ağlıyorum.

Ah canımın içi bir bir olsaktı da bitseydi bu çile. Düşün düşün sabır taşımdan tut ar damarıma kadar çatlayacağım.

Ben gene bir gece susmak denen mükemmel eylemsizliğe bürüneyim değil mi artık?

Küçük ölümün kollarına salayım kendimi.

Aklıma mukayyet ol ya Rab.

Sağlıcakla kalıın...

*: Alakasız başlıktır aldırmayınız.

Yorumlar

  1. Aman boş ver için dışın bir yaz, bir konuş... Kemikli memikli de olmasın yazdıkların, söylediklerin... :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar