bu dünyaya ait her yanlışa meraklı*


Ben elbette öleceğim. Ölmeliyim de. Ölmek istediğimden değil sakın yanlış anlama. Olacaklara ufak bir alıştırma.Gidilecek onca yer varken hem de, sevilecek bunca insan. Belki tanısaydı severdilerle, okunmamış kitaplarımla, izlenmemiş filmlerimle,asla gönderilmeyecek olan mektuplarımla, itiraf edilememiş yalanlarımla hem de aniden öleceğim.

Biliyorum acayip gelecek bunları okumak. Ama yaşamak daha fena. Şimdi elinde bir küçük bilye tanesiyken ben. Elinden yere düşeceğim. Tık tık tık... Yakalanamayacak bir hızla kayıp gideceğim. Ardımda bıraktıklarım işte bu kadar. Tık tık tık...

Bunları neden yazdığımı merak ediyorsun. Edit etmeyeceğim bu yazdıklarımı. Tanrım ne çirkin bir cümle. Editlemeyeceğim. Düzenlemeyeceğim yani öylece olduğu gibi bırakacağım ortaya. Belki diyorum sahici bir aşkla başlarım yeniden yaşamaya. Belki sonlu sonsuzluğunuza yarım ağız gülmek yerine kahkahalar atarım.

Aklımda bir soru günlerdir. İnsanlar kaça ayrılır? İnsanlar ayrılmalı mıdır? İnsanlar neye göre ayrılır, neden ayrılır? Bir arada olmak bu kadar mı rahatsız edicidir insanlar için? Yoksa insanlar bir bütün olarak incelenemeyeceği için mi ayırılmak istenmektedir?

Böyle saçma sualler dizini. Türkçe'de kullanılmayan ne kadar kelime varsa lügatimize katalım. Entel görüneyim bugün hem biraz. Dudaklara pelesenk olmuş ingilizce kelimeler fırlamasın diye parmaklarımdan hatta, bir ilk yardım hemşiresi gibi yetişsin Türk sanat müziği kulaklığımdan.

Bugün eski kafalıyım. Şu soruya kafamda klasik bir cevap belirledim. İnsanlar üçe ayrılır. İlle ısrar ediyorlarsa eğer. Birinci kısım bilenler. Bilenler çok gezenler midir yoksa okuyanlar mıdır artık orasını ben bilemem. Bu kısım azınlıktır. Hatta yokluktadır bile denilebilir.Bu gruba kısmi yaklaşan insanlara büyük saygı duyulmalıdır. İkinci kısım, bilmek isteyenlerdir. Evet hülasa bu insanlar bilmemektedirler veyahut az bilmektedirler lakin öğrenme hevesleri vardır. Ve üçüncü kısım ki uzak durulması önerilen kısımdır. Bilmeyen ve öğrenmeye yanaşmayan kısım. Bu kısma bildiğini sananlar da pekala dahildir çünkü bu kimseler de bilmeyenler kadar öğrenmeye kapalı-hatta daha kapalı- insanlardır.

İşte böyle. Peki üç kısımdan hangisi olmak iyidir? Bilen olmak mümkün müdür? Her şeyi eksiksiz bilmek nasıl mümkün olabilir? Bu durumda insanlar ikiye mi ayrılmıştır?  Peki öğrenmeye kapalı dahi olsa bir insan öğrenmeye mecbur değil midir? Bir noktada her gün yeme, içme gibi temel eylemlerin dışında tek bir davranış sergilese öğrenmeye açılmış olmaz mı? Mesela annesiyle konuşsa. O da ne annesi bugün üzgün ve farklı davranıyor. Bambaşka bir duygu öğreniliyor. İnsanlar inatla ayrılamıyor.İnsan tek başına kategori. İnsan denenemediği için  belki hep yanıltıyor.

Göz açıp kapayana değin ömür.

Ben elbette öleceğim. Şansım varsa bir cenaze namazı, bir kaç içten dua. Unutulursam bari sen hatırla diyemem. Hem ne haddime diriyken aklına düşmemişim. Ben neden yaşadığımı çözebilmek için,bir parça hüznün sisini dağıtabilmek için yazanlardanım belki.

Ölmeliyim de zaten. Çok geçmeden üstünden. Henüz sıcakken ruhum,soğumalı bedenim.

O halde bir derin nefes alayım izninle.

Neden diye soruyormuşsun konu hep geliyor aynı yere.

Vefayı mı öğreteceksin güneşe?

Karışık iklimlerinde insanın, donuklaşmış düşleri.

Hangi çölde susuz kalmışsan hazineni o çöllerde ara demişsin.

Pekala seni dinliyorum.

Topladım bütün benliklerimi.

O çöle gitmedeyim.

*: bknz. Attila İlhan- Soğuk Bir İntihar

Yorumlar

  1. bu sefer ki yazı tam Wirginia woolf tarzında olmuş.O kadının üslubuna da bayılıyorum bu sefer seninkine de bayıldım.Cidden çok benzemiş ama :)
    Yaptıklarımızla değil yapamadıklarımızla ölüyoruz haklısın yaptıklarımız yanımıza kar kalanlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Virginia Woolf sevdiğim bir yazar,hiç düşünmemiştim yazının onu tarzına benzediğini, ona benzetilmek cidden çok hoşuma gitti. Çok teşekkür ederiim ^_^

      Sil
  2. Bilmek konusunu çok üstüme alındım okurken, benimki sadece birazcık mizah galiba :)) Sadece hiçbir şey bilmediğimin farkına varacak kadar şey biliyorum :)
    Eskilerden bildiğim sadece bir kaç blog kalmış hala devam eden belki hatırlamazsın ama ben senin postlarını hatırlıyorumm :)) Takibe de aldım instagramdan kaybetmeyeyim bir daha diye :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İsimden olunca tabi kastım belli ama zaten bilmek bilmemeyi bilmek olarak kalmalı değil mi? Çoğaldıkça azlığı fark etmek. Öyle bir güzellik. Seninki de öyle işte :)))

      Hatırlamaz olur muyum ya belki çok etkileşimde bulunamadım ama kesinlikle hatırlıyorum geri dönmene çok sevindiim ve beni hatırlıyor olmana :))

      İnstagram ismin aynı değil sanırım yoksa ben mi kaçırdım. Ben de takip etmek isterim seni :))

      Sil
  3. Merhaba blogunuzu yeni kesfettim ve takibe aldim bende beklerim sevgiler 😊

    bayankirpikk.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz. Teşekkür ederim. İade-i ziyaret de bulunurum elbet :)
      Sevgiler benden :)

      Sil
  4. Çok kasvetli ve hüzünlü bir yazı. Tam benlik olmuş!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu ölüm olunca kasvet ve bir parçacık hüzün ister istemez oluyor sanırım. :) Beğenmenize sevindim :)

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar