Basitçe Bir Öykücük



Tamamen normal duygularımla yazıyorum. Çok mutlu değilim üzgün de değilim. Öfkeli değilim kırgın değilim. Eğer en normal duygulara sahip olduğum anları tespit edebilen bir cihaz olsaydı tam şu dakikalarda biiip biiip diye sesler çıkarırdı.

Böyle böyle benim yapabileceğim tek şey gide gide bir söğüde dayanmak o söğüdün dallarına boyanmak olabilirdi ama bu bodur söğütlere nasıl dayanabilirdim ki neyse ne idüğü belirsiz ağaçlara dayanmaktan başka da çarem yoktu. Yol kenarı ağaçları, süs ağaçları, kırmızı meyveler veren dikenli bodur ağaçlar, kocaman çam ağaçları, okula giderken dans ettiğini hayal ettiğim lise bahçesi ağaçları, selam duran lojman ağaçları.

Hepsini geçtim benim için kırmızı düğmeye basabilir misiniz? 

Ben ki "Orta kapıyı açar mısınız?" kadınlarından biriyim bana laf yetiştirebileceğinizi mi sandınız?

O gün penceremin belirli aralıklarla tıkladığını duymuştum ve içimi bir ürperti  sarmıştı. Apartmanda yaşıyordum ve bulunduğum kat tam olarak altıncı kattı. 

Neler oluyordu?

İçimde cesaretten küçümencik bir ordu oluşturup perdemi hafifçe kaldırdım. Karşı kaldırım elindeki aletin açısını milimetrik değiştiren delikanlı hiç de tanıdık gelmiyordu.

Bu kimse programladığı robotik cihazın menzilini iyi kötü ayarlamıştı ama hız konusunda biraz acemiydi. Pencereme fiziksel bir takım zararlar vereceğinden korkarak küçümencik cesaret ordusunu önüme katıp pencereyi açtım.Dur dememe kalmadan alnımın ortasına dom dom kurşununu yemiştim.
Alnımda yuvarlak bir kızarık oluştuğu garantiydi teşekkürler süperman diye içimden geçirirken yukarıya kadar mahcupluğu azalarak geldiğini umduğum ses:

-Pardon ya abla yanlış pencere,dedi delikanlının arkasından genç bir çocuk.
Ben de aynı mahcuplukla seslendim:
-Kafamı delen bu edepsiz de kim?

Kardeşim Özge penceresini açınca delikanlının yüzünde oluşan gülümseyişten Eros'un domdom kurşununun kardeşimi hedef aldığını anlamış bulundum. Yanlış oda da bulunma gafletine düşmüştüm.

Özge'ye refakat ederek aşağıdaki  densizlerle yüzleşmeye gittim. Annem akşam vakti ne yürüyüşü deyince bir an vazgeçiyordum nerdeyse ama kafamın sızlayışı  kuru bir pardona pabuç bırakamazsın diyordu.

-Oğlum kızın kafayı yarıyorduk neredeyse niye demiyorsun pencere açılıyor diye hı?
-Abi görmedim ki ben mesaj yazıyodum Özge'ye.
-Madem mesaj yazacaksın niye beni böyle işlerine bulaştırıyorsun.Ey Allah'ım yaa.

Böyle bir sohbetin üzerine gelmek içimi biraz rahatlatmıştı. Madem beyin hücrelerimin katili pişmandı birazcık affı hak ediyordu.

Özge koşup çocuğun yanına dikildi,bense aheste aheste katilimin yanına ulaştım.

-Selamün aleyküm nişancı, dedim elindeki cinayet aletine işaret ederek.
-A-a-leyküm selam şey ben özür dilerim Orkun'un işi işte yalvardı abi gel diye ben böyle olsun...
-Tamam özür kabul edilmiştir, dedim yoksa bu kimsenin susacağı yoktu, Orkun'a geçmeyen mahcubiyet genleri bu adamda hayat bulmuştu anlaşılan.

İki liseli aşık yanımızda oynaşırken biz iki kazık da karşılıklı piknik masalarına oturup refakat vazifemizin bitmesini bekliyorduk. O sürede adının Fırat olduğunu öğrendiğim çocuğun Orkun'un kuzeni olduğunu ve elektrik mühendisliği okuduğunu öğrendim. Belli bu adam yeni icatlar çıkaracak diye geçirdim içimden.

Özge'yle eve dönerken beni Edison'un karısı yapma yolunda teşviklerini "anneme söylerim bak şu bana ettiğini" diyerek susturuverdim. Bu kız beni çıldırtacak arkadaş bir de çöpçatanlığa başladı.

Neyse iki gün sonra bilmediğim bir telefon numarası beni aradı,  reklam sanıp neşeli kadın sesi duymayı beklerken iki gün önce karşılıklı oturduğum Edison'un sesi kulaklarımda gidip gelmeye başladı.

-Ben kelime mühendisiyle görüşecektim,dedi.
-Üzgünüm son yaptığım  yapı aşırı malzeme kullanımından dolayı çöktü,tüm sözcükler kim bunu yapan mühendis nerede bu müteahhit diye peşime düştüler size ayıracak zamanım olduğunu sanmıyorum, dedim.

Ben böyle uzun cümle kurayım da beni sonuna kadar dinleyecek biri çıksın. Telefonu sımsıkı tutup sırayı ona devrettim.

-Eminim bu kaçış çok zorlu bir süreçtir üstelik güvenirliliğini kaybetmiş bir mühendisin yeni projelerine destek bulması da hayli güçtür, sizin adınıza üzüldüm,dedi.

Benim adıma üzülmüş müydü? Neden aradığını niye söylemeyip benim derdime dalıyordu ki şimdi?

-Maruzatınızı çabucak alırsam belki güven toplayacak zamanı kazanabilirim,dedim.

-Ah ben sizi bir toplantıya davet etmek isterim,yazarlar üzerine sohbet yapıyoruz ve sizin gibi bilgili birinin aramızda bulunmasını çok isteriz.

-Bu ciddiyetiniz beni hayli korkutmakla beraber meraklanmama da müsebbib oldu açıkçası ne diyeceğimi bilemiyorum,dedim. İşte hanım efendi kız havası.

-Kapının önünde seni bekleyeceğim, yarın saat altı buçukta hazır ol lütfen.

-Ne? Hayır bu emrivaki.

-Merak etme silahım yanımda olmayacak, güvende olacağına seni temin ederim.

-Sizi temin ederim sizin temininize güvenecek kadar sizi tanımıyorum.

-Akşam altı buçuk. Bekletilmekten kimse hoşlanmaz.

Çat. O benim yüzüme telefonu mu kapatmıştı? Telefonumu ona veren kesin Özge'ydi Allah'ım ben bu kızla ne yapacağım ne tür bir deliyi sardı başıma?

Tüm gece yarım yamalak uyuyup ne yapmam gerektiğine karar vermeye çalıştım. Gitse miydim? Gidip ne yapacaktım,bilmediğim bir yığın insan. Of niye beni çağırıyor ki şimdi?

Saat dörtte hazırlanmaya başladım, pencereden bakar acır belki giderdim. Belki de gitmezdim of bilmiyorum.

Tam altı buçukta telefonum çaldı. Üç çalıştan sonra açtım.

-Kapının önüne çıkacak mısın yoksa zile mi basayım?

-Bu bir tehdit mi yoksa uyarı mı?

-İkisi de değil ama gelmeni çok isterim, dedi.İçim bir tuhaf olmuştu.

Anneme çıkacağım havadisini verip aşağı yollandım. Merdiveni inerken ısrarlara dayanamayışıma kızıp durdum.

-Merhaba, dedi beni görünce yüzünde güller açarak. İlerde arkadaşının arabası varmış onunla gidecekmişiz.

Biraz huylandım ama bir şey diyemedim. Özge'nin onunla gittiğimden haberi vardı. Evdeki günlüğümde de bu buluşmadan söz etmiştim başıma bir iş gelirse suçluların bulunması uzun sürmezdi.


Yorumlar

  1. Hımmm...
    Devamını merak ettim.
    O ısrarlara bende dayanamıyorum.. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devamına korkuyorum hep bi saçmalıyorum sonraları :D

      Ne kötü değil mi gitsen bin pişman gitmesen bin pişman oluyorsun. Kalp kırmamak adına neler çekiyor bu bünyeler :D

      Sil
  2. Çok ince ve zeki espiriler var, çok beğendimmmm :D Ayrıca bunu şimdi en normal anında mı yazdın! Çok sevimli bir hikaye olmuş yaa, aptal aptal sırıtarak okudum :D Devamı gelse de kesin okurum ayrıca bilginize :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy var bizim kafalarımız acayip yakın bazı yönlerden çok seviyorum böyle benzer olmayıı :D
      Devamını acayip saçmalarmışım gibi geliyor ama yazarsam sana gönderirim önce belkilim ;)

      Sil
    2. Benimde çok hoşuma gidiyor kii :)
      Tamam tamam süper olur :D Bana özel seri ıhıhıhıhı :D

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar