Üzülünce İyileşen Yaralar Vardır*

Sevgili blogcum,

Esasen sana uzunca bir müddet yazmama kararı almıştım. İnsan neden böyle kararlar alır, bu da ilginçtir. Görülme ihtiyacım, görülmemenin hayal kırıklığına çarpıp birkaç derin yara almıştı sanıyorum.

Bugün bir kitap okuyordum. Çoğunuzun ilk popüler olduğu zamanlar okuduğu bir kitap muhtemelen: İçimdeki Müzik. Melody, beyin felci olan bir çocuk. Konuşamıyor, yürüyemiyor, başkasının yardımı olmadan yemek yiyemiyor, tuvalete bile gidemiyor. Temel ihtiyaçlar. Ama çok zeki. Ya da ortalama zeki, ne fark eder? Normal düşünebiliyor. İçinde duygular var, kelimeler var ama dışarı çıkamıyor. Dehşet bir şey fark ettim blogcum. Ben Melody’ymişim.

Ve Melody’ye biri, “Uçabilsen ne yapardın?” diye soruyor. Melody, “Gitmeye korkardım,” diyor. O kişi, “Düşmekten mi korkardın?” diye soruyor. Melody, “Hayır, çok iyi hissetmekten ve sonra uçup gitmekten,” diyor.

Bu o kadar tanıdık ki.

Bir sürü şey bilip susmak. Bir sürü potansiyelin olup yokmuş gibi yaşamak. Sahnelere çıkmaktan söz etmiyorum. Bu başka bir şey. Sıradan hayatın içinde varlığından memnun ve razı olmak. Bu gerçekten uçmak gibi. Yani ispat etmeme gerek olmayan bir ispat olarak yaşamak. Biliyorum ki yine de kimseyi ikna edemem, etmemeliyim de. İçimde bir düğüm daha gevşedi.

Sonra bir şiir beni buldu. Dilara Tekin videosunda, “Üzülünce iyileşen yaralar vardır. Sonra anlarsın bunu, şimdilik büyü.”* diyordu. Ah, o kadar güzeldi ki.

Çamaşır suyu yaptığım pantolonuma çiçek nakışlar yaptım. Çamaşır suyundan nefret ediyorum bu arada. Temiz hissettirmesinden nefret ediyorum. Sanki mikroplar onsuz ölmezmiş gibi. Hep reklam safsatası. Terliğimi yıkarken kendimi fazla kaptırmışım. Bazen insan kendini bir şeylere böyle fazla kaptırıp kendine zarar verebiliyor işte. Üzerime sıçramış. Tahmin edilebilir bir son.

Sonra bir pantolon alasım vardı. Acaba bilinçaltım bilerek bana oyun mu oynadı? İğne iplikle kaç dakika uğraştım. Arkası karmakarışık, dışarıdan zarif çiçekler. Gerçek hayatta da böyle. Kuğular deli gibi ayak çırptıkları için o kadar güzel süzülüyorlar suda. Çocuk, Köstebek, Tilki ve At kitabından. Okumadıysan okumalısın belki.

Kuaförde ışıkların farklı çalıştığını düşünmüştüm. Hani mağazalarda olur, size her şeyi yakıştıran aynalardan. Ben her şeyden şüphe etmeyi ne zaman öğrendim? Bana güzel diyen her sese kulak tıkamayı nereden öğrendim? İnsan yeniden duymayı da öğreniyor blogcum.

Ve bütün aynalar yalancı değilmiş meğer. Bütün diller de öyle.

Ah, kırılmaktan delice korkan kalbim. Seni nefessiz kaplarda koruyamam ki.

Kıpırtıyla...
Şeyma


*: Mehmet Aycı-Güneşin Bulutlara

Yorumlar

Popüler Yayınlar