Koi
Sevgili blogcum,
Eksile eksile bir sözümün kalmadığını anladım.
Bütün riyakarlıklarda bir bulunmak korkusu. Çünkü kimse bir rolle uzun süre sağ kalamaz. Ölmüşlüğü fark edilmesin diye öldüre öldüre geçenler var büyük kalabalığı.
Bana ögrettiğin için memnunum ama bu ağrı.
Şikayetçi değilim.
Bilmiyorum. Riyâyı ve yalanı three d (3D) yaşatanlar püripak. Samimiyet yumak yumak ne güzel şey yaşamak.
Kafiye boş laf.
Sonra ağır aksak büyüdüm. Çok da değil,az biraz. Akıl danıştığım yapay zekalar ve utanana kadar akıl danışabildiğim gerçek zekalar. Geçen gün bilmem ne dürttü beni kalktım balkonu sildim. Bugün yine aynı şey. Biraz fiziksel efor. Güzelce yıkadım pakladım.
Ayağımı sürüyerek gittiğim vakit namazlarına, insanın bahaneler üretmekteki ustalığına, şurda şu balıklar bana bakarken Allah'ım, büyüdüm. Uzadım birden, kalçalarım etlendi, göğüslerim kabardı. Adem'le Havva'nın çıplak kalışındaki utancı duyumsadım.
Kimi insan çocuğunu büyütürken büyüyor, kimisi anasına babasına bakarken, bir odada haftada yedi sefer kendi içime bakarken, tutarken elimden, o minik başımı şefkatle okşarken... Yedirirken, içirirken, dinlerken ve anlarken, büyüdüm.
Hayata karışmak hakkında canlı dersler edindim. İnsanın çiğliğine dair birtakım işaretler. Yanıldım, aldandım. Toparlandım, kayboldum, aradım, buldum. Bulunmak istedim.
Sevgili blogcum,
İnsanın belki de bu yüzden susmak istemesi. Dili damağı kuruyor öğrendikçe gerçeği. Ama yaşamak elimden tutup dans etmek isteyen bir aşık ve benim içim kıpır kıpır. Hep böyle miydi?
Yorgunlukla...
Şeyma
Yorumlar
Yorum Gönder