Avcıları Gagalayan Bir Serçeydi O *

 


Sevgili blogcum,

Bu hafta şöyle bir zihnimi toparlamak istiyorum. Düşünmeyim, ihtimalini bile kendimden uzak tutayım dediğim şeyleri bir şekilde odak noktası yapıp düşündüğümü fark ettim. Aklıma gelenlerden mesul değilim. İnsanların hislerinden ben sorumlu değilim. Onu rahatlat, bunu ferahlat, şuna şunu anlat. Arkadaşlar bunlar da omuz ya hani alabileceği yük kendi yükü kadar ya. Cümle alemin derdiyle dertlenirsek halimiz nice olur. Üzülmeye üzülürsün. İstersin ki değişsin, dönüşsün. İpuçları, yollar falan. Sözüm meclisten dışarı köre aydınlığı övmüşsün, çok anladı eminim. 

Sonra ezbere konuşmalar. Kendimi yakaladım. Dedim ki Şeyma kendine gel, rica ediyorum. Kiminle neyi tartışacaksın? Üstelik neyle neyi kıyaslıyorsun bu sözler de başka çiğ insanların sözleri. Bu argümanlar  senin kendini ispat edeceğin cümleler değil. Senin başkalarını ikna etmeye ihtiyacın yok kaldı ki. Bunlara gül geç. Çünkü ne yapılabilir? Üzerimizdeki bu çiğlik hırkası şükür baki değil.

Başka bazı aydınlanmalar daha vuku buldu. Konuşmayı epey seviyormuşum onu fark ettim. Ya Rabbi bana bir çift kulak, bana ışıldayan gözler. Dilimdeki düğümü çöz Allah'ım. Bana hakikatten başkasını söyletme.

Bakınca hayat bir oyunlar bütünü. Birtakım üstünlükler. Neyin üstünlüğü? Birtakım zaferler. Neyin zaferi? Kendimden köşe bucak kaçtığım konuları  anlatınca o kadar da büyük gelmedi. Şu kirli kalplerin yanında nefsimi temize çıkarmaya niyetli de değilim ama öyle değil işte bu hassasiyet, bu bir sürü şey. Bazı şeyleri içimizde detay detay yaşamak.

Dünyada pek çok güzellik var. Dön bak, dön bak diyen bir sürü de hakikat. Sırtını döndün diye, gerçekler kaybolmayacak. 

Kendimi mecbur hissettiğim noktalar yakaladım. İstemenin güçlüğü. Veren olmanın güzelliğini bilirken bile istemenin güçlüğü. Vermek almaktır derken, vermenin de bir tatmin sağladığını bilirken orda o insan veya insanlar vesileyken benim kalbimin ikna olamadığı bir yer var. Hayatın borçlu hissettiren yanının benden kopup gitmesini istiyorum. Ana karadan kopan bir parça gibi yitip gitsin. Çünkü insan verdiğini hesap ediyorsa zaten vermemiştir o şeyi. Hâlâ bir ucundan tutuyordur. Demek istediğim nankörlüğü haklı çıkarmak değil. İnsan şüphesiz nankördür. Denge yoksa hesap defterleri açılmalıdır da hak olan budur ama bazı dengeler yerindeyken, severken, sevilirken, gönüllüyken, müsaitken... Bu ağrılar niye?

Sanırım geçmişin izi. Bana masaya otururken bütün herkesi götürüyorsun, demişti bir ablam. Şimdi bu hikayede de ailemden başlayan bir şecere var. Bu hikaye belki geçmişe uzanıyordur ama el yordamıyla yakınlarda yaşadığım bir yere tırnağım takılıp duruyor. Size göre size iyi davranan kişi iyidir. Bir kişiyi iyi yapan şey sizle kısıtlıdır. Birine kabaysa bir gün size de kaba olabileceği aklınıza gelmez. Biriyle dalga geçiyorsa bir gün sizinle de alay edeceğini düşünmezsiniz. Birini (belki haklı gördüğünüz) bir sebepten küçümsüyorsa sizi de başka sebepten küçümseyebileceğine kafa yormazsınız. Birinin size iyi olması onu iyi biri yapmaz. Belki sizi güçlü yapar. Belki sizi dışarıya kapalı biri yapar.  Belki başka bir şey, o tehlikeden şimdilik muaf yapan bir yetenek sahibi.

Kendime karşı nasılım onu düşünüyorum. 

Önemli konular.

Kaçacağım sokaklara girmemeye niyet ettim. Belki de ayıp ettim bilmiyorum. Benim kalbim kaldırmıyor artık inan incinmek istemiyorum.

Nezaketle...

Şeyma


*: Sefiller -Gavroche tasviri

Yorumlar

Popüler Yayınlar