Hubdan Huba Düşüş*

 Sevgili blogcum,

Güzel sever diye isnad ederler/ benim Hak'tan özge sevdiğim mi var demiş, şair. Burda güzelden kastı anlamakla beraber sözü alıp kendi sözüme götürmek isterim. Ben güzel severim. Niye sevmeyeyim? Gönül güzele meyleder bir kere. Tatlı dil de mesela başka bir güzellik türü. Önemini hissettiren bir bakış, bir miktar vakit ayırmak, minik bir ikram, varlığından memnunluk hali. Yaraya şifadır güzellik. Yarayı unutturur, zaman kazandırır. Güzel bir muhabbetle kalpler dinlenir. Sağalır. 

Güzel güzeli de çeker hem. Güzel daha güzeli arar. Yanındakini güzelleştirir. Güzellik bulaşıcıdır. Maske takılmaması önemle rica olunur. 

Güzelin de topyekûn güzel olması beklenmemeli belki. Kiminin derdi bile güzelken kiminin neşesi güzeldir. Kimi neye dokunsa güzelleştirir, kimi yalnızca güzel olana dokunur. Samimidir ikisi de. Biri seçer biri dönüştürür. İkincisi daha zordur fakat bu birincisini kolay yapmaz. Seçecek kabiliyette olabilmek de başka bir güzelliktir.

Yüzü güzele kırk günde doyulur, huyu güzele kırk yılda doyulmaz demiş atalar fakat bizlere güzeli güzel bulduran bu hikmet nedir? Hokka burun, badem göz, al yanak, dolgun dudak... Günümüzde toplumun güzellik algılarıyla zihnimize işleyen bu kalıplar, herkesi aynılaştırmanın teknoloji marifetiyle yolunu bulmuş olsa da aynı hokka burunlar, badem gözler veyahut kaslı vücutlar bu insanları gerçekten güzel yapabilir mi? 

Güzelliğin bakışta sadrolduğunu pek çok deneyim bize göstermiştir. Sevilen güzelleşir. Seven göz güzel görür. Bunun aksi de pek tabiidir. Muhabbetin tatlılığını kaybettiği yerlerde kişiler sevimsizleşir. 

Peygamber Efendimiz(s.a.v.) bir köpeğin leşi yanından geçerken ve diğer kimseler kokudan şikayetçiyken, kendisi köpeğin dişlerinin ne kadar güzel olduğuna işaret etmiştir. Demek güzel olanı görmek güzel olmayı gerektirir. 

Güzelin dizinde demlenir güzellik. Tomurcuk başka bir tomurcuğun annesi değilse, nedir?

Muhabbetle...

Şeyma

* :  "Şu benim divâne gönlüm yine hubdan huba düştü"


Yorumlar