Bak, cümleler hemen nasıl da döne döne yükselmeye başladı dudaklarımdan. Sanki bir kibrit ateşe tutulmuş, bir şey yanıyor.*

Sevgili blogcum,

​Bir haftada nasıl bu kadar değişebilirim diye kendime soruyorum.

​Muhtemelen bir hafta değil, bir sürü haftadan sonra bir hafta; ama yine de değişik bir his. Vay canına bir his! Allah'ım, Sen korkumu azalt.

​Bana çarpıp düşen kelimeler... Hepsi anlamsız.

​Bana vurmak için kalkan eli tuttum. Mecazi anlamda.

​Bazı hikâyeler garip. Yine de üzerimden silkince izi geçiyor. Belki bir ıslak mendil, 30 derecede 14 dakika hızlı yıkama...

​Bunca kelimeyi içine çekmiş olan ben; bir enaniyet kaygısı gütmeden sayısız, hesapsız çarpıldım.

​Birileri beni bir yerde suçladı diye suçlu etiketini sırtıma yapıştırıp sonra beni seven herkese o etiketi gösterip beklediğim ne? Etiketi umursamayan kişiyi ikna etmek için bunca çaba niye?

​İçimdeki o hissin benimle ilgili olması, senin bunu kullandığın gerçeğini değiştirmiyor.

​Örümcek ağlarının dünyanın en karmaşık ama en dayanıksız ağı olduğunu biliyor muydun?

​Sonra bir adamı dinledim. Niye o kadar uzun konuşmak istedi, niye durdurmadım, bilmiyorum. Herkesin boşalacak bir kap araması işte. Yine de benim sözüm ona iyi gelmedi. İnsanlığın varoluşsal kıvranışı... Bir çengele asılmış çemenli pastırmalar. Kendine bunu yapma. Sen bir koza değilsin. Kelebek bir gün yaşar; belki üç, beş, yedi gün. Senin ruhunsa sonsuz. Burası dünya; durulacak yer değil.

​Şu film, dizi, kültür meseleleri... Bana göre değilmiş. Aynı şey değilmiş. Sinematografik bir meraktan söz etmiyorum. Çiğ "bunu beğendim"ler ve benim edebiyata bakışım çok başka. Ben bıçakların içimden geçmesine izin veriyorum. O kimselere çarpansa plastik bıçak kadar tesirsiz ve kırılgan.

​İnsanın kol kasları hiçbir şey ifade etmiyor. Ben bir kavanoz değilim ki güç ile açılayım. Bu arada kavanoz bıçakla açılır, kaynar suya ters koyarsan açılır. Demem o ki yanlış yöne yüzmek insanı bir yere vardırsaydı bile üzerinde beyhude bir yorgunluk kalırdı. Genelde de vardırmıyor, hatırlatalım.

​İçimdeki bu heyecan... Göğüs kafesimin üstündeki kuş sürüsü Allah'ım! Bir şiirde "Sana bakınca içimden koşmak geliyor." demiş şair. Çocukça olduğunu bildiğim bir coşkunluk. Düşünmek değil de hissetmek istiyorum. Ne bileyim, öyle böyle yaşamak güzel şey. Hayatı biraz da ben romantize etsem ne olur?

​Başka bir şair de; "Sana bakmak toprağa bakmak kadar güzeldi." demiş. Bazı insanlara bakmak öyle gerçekten.

​Bir arkadaşım "Güzel seven insanlar hâlâ var." dedi. Misal olarak kendimi düşündüm. Tevazu deyince de ben!

​Mesela ben kendi arkadaşım olmayı da isterdim. Heyt be!

​En çok gülünce gözleri ışıldayan insanlar... Böyle seveceğim.

​Allah'ım, beni sevdiğin için sonsuz hamdederim.

​Rızayla...

​Şeyma

*: Dalgalar- Virginia Woolf


Yorumlar

Popüler Yayınlar