Damlalar
Sevgili blogcum,
Uzun upuzun cümleler okuyorum. Bir ormanda kaybolmak gibi. Ürkütücü ama keyifli bir yönü var. Dalları oraya buraya iterek ilerliyorum. Kendimi arıyorum. Adım seslerini duyuyorum kendimin. Biri koşuyor. Hayır, biri kaçıyor. Duruyorum. Kendi nefesimi duyuyorum kesik kesik, oksijene susamış ciğerlerimle. Ciğerler susamaz diyor, hocam. Böyle bir sanat yok mu, diyorum. O bu değil, diyor. Ne söylese doğru. Ne söylese haklı. Cidden öyle mi?
Sonra dalgalar. Kalabalık bir grup içerisinde olmanın getirdiği rahatlık. Kendi içimdeyim. Bu konuşan benim sesim. Mutlu musun? Belki evet belki hayır. Yine de pişman değilim.
Üç beş parça bez kıyafet dediğin. Para dediğin üç beş parça kağıt. İşte harcadım. Ne kaldıysa geriye bu yumrulardan. Dönüp dolaşıp geldiğin bir çığlık köşesiyken, almıyorum bu kez bu kavga benim değil.
Senin var, denilen her şey için derimi yüzen bıçaklara gülümsüyorum. Biraz büyümek. Biraz yaşlanmak adını ne koyarsan.
Yağmur bile yağmura karışmadan yer yüzüne düşerken. Her damla ayrı ayrı çarparken yere. Beklememem gereken çok şeyleri bekledim. Artık kendi hesabını yapsın terazi.
Allah'ım nasıl yağmur bereketlendirirse kurumuş toprakları, nasıl gümrah yemişler fışkırtıyorsan yerden, ömrümü öyle bereketlendir. Hayretimi arttır, cevherimi görünür kıl ki kırılmasın kanadım.
Dilimin, kendimin ve bütün yaratılmışların şerrinden Sana sığınırım.
Sabırla...
Şeyma
Yorumlar
Yorum Gönder