İşte Geldim Mevsim Gibi Kapıma
Sevgili blogcum,
Nerede kaldın? Hâlâ insanların sana gösterdiği hürmetle mi tanımlıyorsun kendini? Hâlâ çok da rahatsız olmadığın konularda eleştirilince yıkılmış mı hissediyorsun? Hâlâ ünvanla, parayla, malla, ondan bundan alabildiği iki gram özgüvenle senin yanında büyüyor mu insanlar? Hayır mı? Çıktın mı o kuyudan? Kalbi kurumuş insanlarla nasıl merhameti konuşabilirsin, dedikodusuz bir muhabbetten habersiz insanlarla hayrı nasıl konuşabilirsin? Bir yolu yoktur bazı şeylerin.
Ben layık mıyım fikri çıksın artık aklından. Sana layık mı bunca kalabalık? Bütün mucizeler başkaları için mi mümkün? Sen duymadın mı o kuşun sesini? Sen görmedin mi en güzel çiçekleri?
Neyi kovalıyorsa bu kalabalık, bırak kovalasın. Koşsun dört nala. Ağır yürü yerdeki tüylü tırtılı tanı. Daldaki kızılgerdanı, yerdeki kuyruksallayanı. Serçeyi, güvercini... Bırak şampiyon onlar olsun, onlar kazansın yarışı.
Neyin kavgasındaysa bırak alsın parçalayarak, kopararak kendinden. Sen yaratılışının çekirdeğine dön. Seni çekiştiren milyonlarca şeyi ellerini acıtarak tutmayı bırak. Allah'ın ipine tutun. Ki o ip seni kesmez, kanatmaz.
Paraya, mala, anaya, babaya, eşe, evlada... tapma. Bırak. Onların hepsi olsun iste ama onlarsız yaşayamam deme. Yaşa. Çünkü herkes sensiz yaşayabilir olduğunu gösterdi. Sen bunu öğren diye. Tek Allah'a yönel diye.
Arkadaşlar gider, yoldaşlar, başkaları da. Sana yol bırakacak olanlar olacak. Seni sana yaklaştıracak bir sürü kişi. Kimi muazzam kimi bir milim. Hepsi değerli.
Bir annenin, bir babanın gururuyla bakıyorum sana. Şimdi ellerim omuzlarında. Arkandayım. Rahatla.
Umutla...
Şeyma
Yorumlar
Yorum Gönder