Bilinç Seli- Oldu Olan Olacak
Sevgili blogcum,
Bir yerde o müthiş ivme bekleniyor. Bir kurtuluş, bir el, bir lamba cini, bir sihirli değnek, sana kendini feda edecek bir sevgili, bir eş, bir evlat... Ama yok olsa bile yok, bir yanılsama. Hepsi bir uyanışı bekliyor. Allah herkesin gayretine göre veriyor. Bazen gayretini sınıyor. Aynı kuyuya atılıp bin kere köle olarak satılan Yusuf. Bin kere tövbe edip kendini balığın karnında bulan Yunus. Bin kere yoldan çıkmış babasına sırtını dönen İbrahim. Bin kere kurban edilen İsmail. Susuzluktan perişan olmuş evladına su arayan Hacer. Evladını nehre bırakmış o kadın. Hepsi payımıza düşen. Hepsi biziz arayan, üzülen, pişman olan, duran, yürüyen...İçimizde Ebu Cehiller,Ebu Lehebler,Züleyhalar, belki Firavunlarla...
Kendimi içine ne atılsa alacak bir kara delik gibi hissediyorum bazen.Okuyorum, dinliyorum. Birikiyorum.
Bazen sadece köşeye oturup izlemek istiyorum. Şeylerin anlamsızlığından kaçılacak bir yer yok. Rakamlara takılıyorum. Resimlere takılıyorum. Zehirlere takılıyorum. Sanki biraz hafifledim. Yüzeyin yüzeyinde kalabalıklar. Kirli kirliyi arasın. Temiz temizi bulabilirse ne âlâ. Gerisiyle ilgilenmiyorum.
Kendimi büyük hayal kırıklıklarından korumanın yollarını arıyorum. Umma. Hayal kurma. O yerde çok fazla durma. Pek başarılı bir faaliyet değil, tavsiye etmiyorum.
Gelip kurulan birileri var başka yerde, başka tahtlara. Bu güzel. İnsan fırsat buldukça yeniden başlamalıdır hayata.
Bana bir şeyler öğretip giden onbeş dakikalık manipülatif monolog. Kalkmış utanmadan beni yargılayacak. Kendime günaşırı yapılanları hatırlatıyorum ki aynı tuzağa düşmeyeyim. Bir peygamber öğüdü olarak; mümin aynı delikten iki kez ısırılmaz. Al cebine koy, sakla.
Neyse yakınlık, yalandan samimiyet. Yalnızım ve delicesine muhtacım diyen o sesin. Bir taraftan da kuyruğu dik tutup beni kendine muhtaç sanmaların. Kafanda yarattığın ben, gerçekte olan bana çarpıp duruyor. Her şeyin bir sebebi var. Ben de bazı şeyleri yaşamadan bilebiliyorum.
O müstehzi gülüşü tanıyorum bu arada, muadili bende de var ama sık kullanmıyorum.
Bana gelince bir derin nefes. Bildiğinizi sanıp bilmediğiniz onca şey. İnsan kendine kaybetse yenilmiş sayılır mı ya da kendini yense kazanmış?
Ulen öyle böyle çatlaksın ama kendim diye mi bilmiyorum şöyle hata yapa yapa bütün sistemlerim alarm verirken, uyduruk bir kahvecinin uyduruk baristası bana ağzının kenarıyla gülmüşken, seni bütünüyle gören sadece benim ben diyerek, kendimi seviyorum. Kedileri seven, insanları sevmeyi deneyen, sadece Allah'a kul olmaya çalışan Şeyma'yı. İyiyiz iyi.
Samimiyetle...
Şeyma
Yorumlar
Yorum Gönder