Dünyayı Kalbura Koysan Elesen Sen de Benim Gibi Yâr Bulamazsın*
Sevgili blogcum,
Bugün uzanıp çocukluğumun elinden tutmak istiyorum. Dediklerine göre küçük ve beceriksiz ellerimden. Kafamın ortasından bağlanıp çiçek açmış saçlarımı, dökülmüş dişlerimi sevmek istiyorum.
Sonra o zamanlar büyük olduğu söylenen dişlerimle içimden geldiği gibi gülmek istiyorum. Önlüğümün altına giydiğim kot pantalonlarımı, kumaş mendillerimi ve başka diğer şeyleri. Kimsenin ne dediğini umursamadan.
Bana hep kusurlar kalmış gibiydi. Hep hatalar. Şunu şöyle yaptığım için böyleydi falan. Ben de çocuktum başkalarının çocukluğuna üzülürken. Ben de çocuktum, ben olmasam herkes daha mutlu olurdu diye düşünürken.
Herkesin bahanesi var, senin yok. Hayattaki en acımasız mottom buydu sanırım.
Kimseyi suçladığımdan da değil. Dedik ya defalarca, herkes kendi tekamül sürecinde.Bütün olanlar ve olanlardan çıkardığımız anlamlar bizim yolumuz.
Yaşamayı artık seviyorum. Kimse sevmese bizzat ben kendimi tanıyarak, bilerek seviyorum. Bunu okuyan ya da okusa bir sürü kişinin ben de seni seviyorum, diyeceğini biliyorum. Garip bir his sevilmenin sınırlarla bitmemesi. Hepimizi koruyan bir şey var.
Ne çok ağladık Allah'ım bilmediğimiz şeyler için. Bu ne kadar gözyaşı.
Ezberlenmiş bir hayatın birkaç melodisi dilimde diye, ben o kişi değilim. Ben yoruldum bile diyemiyorum. İşte bu korku. Kır putu İbrahim ben Allah'a inanıyorum. Yalnız değilim. Hiç yalnız olmadım.
Bana sözler, bana zakkum ağacından birkaç dal. Ne güzel temennilerle sorumluluklarından kurtulabiliyor insanlar.
İnsan şöyle bir kendine bakınca pek başkasını görmüyor be blogcum güzel hediye.
Neyse sonra ortaokul ve lise. Garip bir içe çekiliş.
Ergenlik zor zanaat arkadaşlar hem görülme isteği hem rezil olma korkusu. Geriye rezil olma korkusu. Korkunun da korkusu. Bak hiçbiri kalmadı artık dimdik geliyorum karşıdan. Saçlarını aç akıt omuzlarından, çok güzelsin Şeyma, lütfen hatırla.
Ve bir başka saklambaç. Üniversite.
Fazla derinleşmenin de yan etkileri var işte.
Bir şey diyeyim. Biz üçümüz, beşimiz bu Şeymalar. Ne güzel büyüdük değil mi?
O küçük Şeyma, o ergen Şeyma, o genç kız Şeyma. Hayal ettiğimizden bile güzel olmuş değil mi?
Güzellik demişken şimdi daha güzelsin rengarenk şallarınla.
Şükürle ve ümitle...
Şeyma
* : Yenice Yolları- PortakalAltı Kayıtları
Yorumlar
Yorum Gönder