Sevgili blogcum,
Ben kendi kutusuna hapsolmuş insanlara kendimi anlatmaya çalışmaktan usandım. Muhtemelen benden de usanan şeyler vardır.
Takdir edilmek için bir kedi gibi oturup beklemekten usandım. Çünkü gören göz zaten görürdü benim nasıl bir hayat kurduğumu. Bu dinginliğin bir tesadüf olmadığını.
Bana bir şeyleri bulunca mutluluğu bulacağımı düşünenlere mutluluğumu ispatlamayı da bıraktım. Hayatın hangi merhalesinde saf mutluluk olmus ki hem? Imtihan hepsi. Yine de güzelliklerle kuşatıldım, elhamdulillah.
Bazı şeylerin de başka olduğunu fark ediyorum. Ben arkadaşlar bu duygular üzerine, bu inançlar üzerine kaç kere çalıştım, saymadım. Sayalım. Haftalar. Aylar. Yıllar.
Ona göre o mukemmel çunku sancısı yok. Noye olsun ki? Tek derdi geçmiş. Geçmişte ona yapılanlar. Benim şimdim taciz ediliyor çığlığım kimin umrumda. Şunu da anladım ki şimdime ben sahip çıkmazsam yarınım da olmayacak. Vr o zaman geçmişim olacak olan şimdimin sorumluluğunu da benden başka kimse alamayacak.
Çok mu sevmişler beni? Ben ne istemişim? Göğsümdeki ağırlıktan haberleri var mıymış? Şu duvarların dili olsa da konuşta, şu havlu kağıtların, masaların.
Unutmadım. Unutmayacağım. Hani akıllarında bir ümit? Bir geri dönüş. Belki bir fırsat arayanlar. İp koptu. Herkes büyük şeyler yaşayabilir küçük hayatlarında. Bir eş, bir çocuk ya da bir istifa. Ne mana?
Bakma öyle ben de bazı bıçakları peyderpey biliyorum. Çare belki bir çiçek, belki bir pozisyon, belki başka bir yokuş.
Yorumlar
Yorum Gönder