Bir Yol Öğrendim Güzelden/Aşktan Gelir Aşka Gider*

Sevgili blogcum,

​Bazı anlarda değişik bir şey hissediyorum. Sanki kabul edilmemişim gibi, orada olmamalıymışım gibi bir his. Bazı anlarda da "Tamam," diyorum, "burada, orada, her yerde olabilirim." Gerçekten olabilirim. Bunu bana yapan şeyi açıkça fark ediyorum artık. Bazen kendimi gereksiz yere suçlarken, bazen özür dilerken, bazen de teşekkür ederken yakalıyorum. Kendime kızgın değilim. Bir sebebi olmalı her şeyin ve demek ki o an bana iyi geleceğini düşündüğüm şey oydu. Bazen hataydı, bazen utançtı, bazen başkasının kusurunu örtmekti belki. Olabilirdi. Hayat sizce de fazla karmaşık değil mi?

​Bir anlık bir sessizlik. İnsanların sizi anlamaması... Bu ne ifade eder? Sizin anlaşılmaz biri olduğunuza mı işarettir? Onların anlama kabiliyetine hiç halel getirmez mi? Herkes kendi çemberinde en önemli ve dikkate değerken, sizin kendi çemberinizi düşünmek yerine, "öbürünün çemberinde değilsiniz" diye dünyanın sonu gelmiş gibi hissetmeniz niye?

​Başkalarının fikirleri neden çoğu zaman eksiktir? Çünkü arka planı düşünmezler. Hani bazı sahneler vardır. Karakterin başından bir sürü olay geçmiştir, karman çorman yollardan gelmiştir ama diğer karakter sadece o ana bakar. İzleyici hikayesini bildiği karaktere hak verir, çünkü hikayeler değiştirir hikayeleri. Motor sürüyorsunuzdur ama "Dik sürüyorsunuz," derler. Motoru fazla yatırdığınızı düşündüğünüz için düştüğünüzü bilmezler. Yüzlerce kitap okumuşsunuzdur, size hayatınızı değiştirecek bir kitap önerirler. Mümkün müdür? İhtimal elbette vardır fakat iddia ehliyet gerektirir nihayetinde.

Videolarda gezinirken yorumları sık sık okuyorum. İnsanlar o kadar kendi çerçevelerindeler ki... Bu herkes için böyle. Ben de ancak penceremden görüneni biliyorum. Kafamı çevirdiğimi, öğrendiğimi... Kilim deseniyle anlatıyorlar bunu. Desenden çıkıp bütüne bakınca ihtişamı görüyorsunuz. Sonra bir ilmek kaçmış, çok mu önemli? Pencere büyüdükçe bazı şeylerin önemsizliğini anlıyor insan. Sivilcesiyle sürekli uğraşıp onu büyüten ergenler gibi yaşamak niye?

​Beklentiler, konfor ve hayatın bir türlü yaşanır olduğuna duyduğumuz saplantılı inançlarımız... Temizlik şöyle olmalı, arkadaşlık böyle olmalı, ilişkiler bu şekilde olmalı falan. Çok gerekmiş gibi her şeyi de biliyoruz. "Ama olur mu efendim, o oraya o şekilde konulur mu, bu şekilde konulur. Şu saatte kalkılır, şu saatte yatılır. Şuna gülünür, buna ağlanır. Şu okunur, ı-ıh bu okunmaz. Şu araba iyidir, şu saat şık." Ayet mi canım, istediğimi yaparım. Kısıra domates konmaz, salata küçük küçük doğranır. Kapı üç kez kilitlenir, yedi kez Ayet el-Kürsi okunur. Duyamadım, pardon; marteniçkalar ağaca köpek balığı veya atmaca görünce mi bağlanır?

Her şeye rağmen, en çok kendime

İnançla...

​Şeyma

*:Dervish Brothers- Aşktan Gelir Aşka Gider

**:  Yedi sayısındaki hikmeti kabul ediyorum. Burada olmazsa olmazların, olmazsa olabileceği işaret edilmiştir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar