Dünya Geniş Falan Değildir, Burası Dar, Sıkışık Bir Yerdir*
Sevgili blogcum,
Bana bir şey oldu. Hep mi bana bir şey olur, neden olmasın?
Eşyalar bana batmaya başladı.
Arkadaşım namaz kılarken dizlerim için minder verdi.
Çok güzel bir nimet olarak minder ve minder koyan arkadaş.
Ben böyle yazıyorum. Bana ne kadar cesursun diyorlar. Belki öyleyim, belki değilim bilmemekle beraber kendimden utanmadan yaşamayı yeni yeni öğreniyorum. Elimde olmayan bir sürü şey için utanmama noktası. Başkaları için utanmama noktası.
Kolay bir şeymiş gibi geliyor değil mi? Oysa bu hayat ne kadar da sizin hayatınızdı? Ne kadar memnundunuz kendinizden ama sevmediğiniz bir yemek için mahcuptunuz, neden diye sormadınız kendinize. Orda olmak rahatsız etti sizi, mecburluktu, kendiniz olmaktan mahcuptunuz. Sonra birileri hatalar yapmıştı ya da dümdüz yaşamıştı. Sizi kendine isteyerek veya istemeden bağlamıştı. Nasıl bir araya gelebilirdi tüm sevdikleriniz? Ya sizi seven onları sevmezse ne olurdu? Oysa kişiler ayrı ayrıdır. Her sevdiğimizin sevdiğini sevmek zorunda değilizdir. Sevdiğimiz her kimsenin her huyunu sevmek zorunda bile değilizdir. Sevdiklerimiz birbirlerini sevmek zorunda da değildir pek tabii. Galiba ilişkiler biraz bu düzlemde.
Bazen birinin bir huyunu sevip sonra sevmeyebiliriz ya da sevmiyoruzdur birden sevebiliriz. Bütünde bizi iten bir şey mi var yoksa çeken mi, mesele biraz bu. Beni olduğum yerde mutlu hissettiriyor mu, bir adım öteye benle beraber yürüyor mu, kendi yürüyor mu, benim yalnız yürümemden rahatsız oluyor mu? Belki de budur.
Say ki ok sözden, yay bizzat biziz. İnsan sözüyle uyuşan davranışlar sergilemedikten sonra uzaya da çıkabilir, on beş kez arda arda parakende de atabilir. Bize ikisi de bir.
Bana ne komik geliyor biliyor musun? Gündemin belli. Bu içimdeki putları nasıl kırmalı? Eşya bir araçtır ve benden önemsizdir. Ne olduğu hiç fark etmez ister külçe altın, ister kaşıkçı elması. Eşya eşyadır ve beni temsil edemez, bana hizmet edebilir ve ben bana kaliteli şeyler hizmet etsin isteyebilirim. Bana karakterli şeyler hizmet etsin de isteyebilirim. Şık şeyler ya da herhangi bir sıfat. Bu eşyanın eşyalığını değiştirmez.
Hiçbir ilişki benim değerimi belirleyemez. Patronum bana kaba davrandı diye değersiz olmam. İş arkadaşım günaydın demedi diye eksilmem.En yakınlarım bana garip davranıyor diye de. Çünkü ben benimdir ve beni değerli yapan şey özümdür. Özüm Allah'tandır ve kimse düşüremez değerimi. En alçak bile çamuru atsa atsa çerçeveme bulaşır. Budur bu kadar.
Ermemiş olmanın getirdiği rahatlık. Hata yapabilirim. Mesuliyetim zulüm getirmeyen ölçekte ve ben de kendime zulmetmemeliyim dersleri.
Biri beni çok sevse daha mı değerli olurum mesela. Olmam. Ben zaten değerliyim. O benimle olmayı bir değer olarak görse bile olmam. Biri sizi değerli olduğunuz için mi sever, değerli bulduğu için mi? Burdaki değer nedir? Düşündürücü. Birini severseniz seversiniz. Kalbinizden bir şey ona doğru akar. Karşılıklı bir sevmeyse düşündüğünüz kadar, düşünüldüğünüzü; özlediğiniz kadar özlendiğinizi bilirsiniz. Ve bu harika bir nimettir.
Benzin kötü kokuyor diye değersiz değildir ya da altın sarı diye. Bir şaheserin kıymetini şüphesiz eserin sahibi bilir. Sonra güzelliğin göreceli olması da güzeli değiştirmez. Birilerinin değer kalıplarına uymamak sizi bir cetvelde eksiye doğru itmez, itemez. İçten içe her zerre haberdardır güzelden. Ve der ki güzele yaklaşan güzelleşir. Ölü bir köpeğin dişinin güzelliğini gören bir Resul'ün ümmetisin hatırla.
Ateşken keşke su olsam da insanlara deva olsam deme, üşüyeni ısıt. Suyken keşke hava olsam da ciğerlere dolsam deme, damarlarında dolaş tüm kainatın. Havayken toprak olsam canlar çıkarsam göğe deme, gökteki ağır bulutları taşı ordan oraya.
Demek herkesin vazifesi başka. Şekli başka, kokusu başka.
Eh hayat biraz öğrenmek.
Çiğ bir rekabetten Allah'a sığınırım.
Ümitle...
Şeyma
*: Coşkuyla Ölmek- Şule Gürbüz

Yorumlar
Yorum Gönder