Sensiz bunca yıl nasıl yaşadım ah/Vay ki ömrüme vay*

Sevgili blogcum,

Seni dağladılar değil mi kalbim, diye bir şiir var. Bildin mi? İşte kalbimiz ara ara bu makama geçiyor. 

Az konuşuyorum. Bakma hava durumu, tabak çanak muhabbet, boşlukları dolduruyorum. Biraz da belki böyle hayatta kalıyorum. 

İnsanın kendinden kendine göçmesi bile zor be blogcum ve sözler o kadar ehemmiyetsiz ki. Bazı sayfaların kapanışını alnımıza yazmamız gerekiyorsa yazalım. Hiçbir rol sonsuza kadar sürmüyor.

Sonra o özgüven numaraları. Önce numara olduğuna ikna olmadım. Yok canım o kadar da değildir, dedim. Heyhat perde kalktı bir kere.

Yunus Emre şiirinde "nice yüzbin günah ittim/en küçüğü dağa benzer" demiş. Biz ne diyelim blogcum?

Bugün yanlışlıkla birini aradım. İlk defa hiç tetiklenmedim. Sanki geçmişle tamamen vedalaşmışım gibiydi. Onların hepsi için yuvalarında huzur, mutluluk, afiyet diliyorum. Nefret dilime geldikçe kendimi dua etmeye zorladıklarım oldu. Bazen yapabildim, bazen yapamadım. Öfkeliydim. İncinmiştim. Çok incinmiştim. Yakınımdakilerin beni içine düşürdükleri halden rahatsızdım vesaire. Şimdi bildiğim bir gerçek beni rahatlatıyor. Ben hiçbir zaman onların tanımladığı kişi olmadım.

Benim aradığım bambaşka bir yolmuş, şimdi bildim. Belki üç yıl  sonra yine ne körmüşüm diyeceğim. Ama biliyor musun? Hiç pişman değilim. Bunu kimseye nispet olsun diye söylemiyorum. Kişisel bir rahatlama olarak kabul etmeni temenni ederim.

Bir yıl önce miydi iş yerinde masasının üzerinde kalbindeki ağırlığı kaldıramadığı için ağlayan bir Şeyma vardı. Şimdi o Şeyma'ya sarılıyorum. Hikayeler bitiyor blogcum. İçimizde bir atlı dolu dizgin koşmaya devam ediyor.

O Şeyma görülmek isteyen, biri tarafından deli gibi sevilmek isteyen bir kadındı. Şimdi kendini görüyor ve görülüyor da. Sevildiğini hissettiği bir sürü an var. Gerçekten değer veren birkaç arkadaşı. Onu özleyen kişiler var. Ne güzel.

En önemlisi yine de şimdi kendini sevmesi, o muhtaçlıktan kurtuluşu. Basitçe beni seven sever, sevmeyen kendi bilir demek değil. Kendinden eminlik. Kimseye iyi insan olmak, kibar olmak gibi bir borcumuz olmasa da iyiyi, güzeli seçmek. Hem üslup olarak hem davranış olarak. Çünkü bize önerilen yol bu. Hiddetli olmamız gereken yerde yine olalım ama kalbe bir ok atarak da birini durdurabilirsin, buraya girmek yasaktır tabelasıyla da. İlk elin oka gidiyorsa, burada durup düşünmeyelim mi?

Şimdi basit geliyor her şey. Mal mülk, itibar ve başka şeyler. Kazandınız müjde. Dünya sizindir. Böyle mi diyelim? O zaman hem kendimize hem umuma hatırlatalım:

"Bir de Allah'ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendir." Nisa Suresi-32. Ayet

Sevgiyle...

Şeyma

*: Hüsnü Arkan&Birsen Tezer- Öyle Bir Rüya




Yorumlar

Popüler Yayınlar