7 Aralık 2016 Çarşamba

Mim: 2017'ye Doğru




Canım blogcum;
En yeni bloggerlardan Fernweh beni mimlemiş.
Üstelik ilk miminde.
Bu dedim nasıl büyük bir şeref hemmen yapmalıyım.
Kendisine buradan tekrar teşekkürler.
Mimi kimseye özel olarak göndermiyorum isteyen nazik ellerini klavyesinde tıkırdatsın efendim keyifle okuyacağımızdan eminiz biz.Ay bana özel göndermezseler yapmam, adım yazmasa üstüme alınmam diye mızmızlanmayın gelirim bak oralara. 
Hadi başlıyorum mime.

1)Kimse mükemmel de
ğildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan vazgeçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?


Çabuk modum düşüyor. En kötü huyum bu bence. Tabi böyle şeytani huylardan bahsediyorsak o ayrı. Durun bakayım arada böyle çok sinirleniyorum.

2)Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu ya kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?

Ayy harika dileklerimi sayıyorum.3 de çok az bir sayı be vicdansız lamba.Neyse  başlıyorum.

1-Okul bitsin.
2-Ortamını sevebileceğim bir iş bulayım. 

Az dedim ama 3. dile
ği bulamadım. Dünya Barışı desem çok banal olacağım. Savaşlar bitsin. Kimse ölmesin. Vicdansız,zalimlerin soyları tükensin. Güzellikler yayılsın. Ya da biz yayalım. Paket dilek bu.Her soruyu çarpıtmasam olmaz çünkü.

3)Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)

Ayy ne diyorsun evim mi ,çocuklar
ım mı , kedim mi bakınız ağzınızdan bal damlıyor efendim. Ama gelin görün ki hiç birisi yok.Ama kendim varım çok şükür. Okulu bitirip iş arayacağım ponçiktolar ne yapabilirim. Sonrası Allah kerim. Çok da hazırlıklı yakalanıp olmayınca yamulduğum için kaptırmıyorum pek kendimi.

Mart'ta bir s
ınava gireceğim ay onu kazansam var ya dünyam değişecek ama çalışmıyorum da çelişkiye bak.

4.Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok  para şart mı? Belki de değildir.

Ohhh dü
şmanlarım çatlasın. Gelsin paralaaar. Ahaha n'apıcam kız o kadar parayı azıcık yatırım yapar, sonra değişik projelerim var onları gerçekleştiririm. Her şey öne çekilecek yani. Hepinizi tek tek ziyarete geleceğim misal. Zengin oldu bizi unuttu diyemeyeceksiniz.

Para gerekmeyenleri yap
ıyoruz herhalde sayın soru. Hemen sen elinden geleni yaptın mı ki moduna geçmişiz hiç yakıştıramadım çok ayıp. :D

5.Para para para. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz.

Okulu bitirmek diyeceğim. O da pahalı anam harcım var benim. Neyse geçelim onu bence iş bulmak hiç paralı bir hayal değil. Allah'ım n'olur güzel insanlara denk geleyim, ben yeni mezun olacak(inşallah olacak) garibana hem mesleği güzelce öğretecek hem de itip kakmayacak insanlarla çalışayım. Amin amin amiiin.

Ba
şka misal dişlerim inci gibi olsun. Gözlerim ponçik ponçik parlasın. Cilt problemlerim bitsin. Bunlar da uğraşırsan paralı ama ben kendiliğinden olsun diyorum.Hayal değil mi size noluyor arkadaşım? :D


Atar
ımı da yaptığıma göre gönül rahatlığıyla gidebilirim.

Kendinize iyi bak
ın güzellikler.

Sizi seviyoruum.

Siz de sevgiyle kal
ıın...

Not: Resim bir KPSS sonras
ı ganimetlerim

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
haydar-colakoglu-teb
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

3 Aralık 2016 Cumartesi

Parçalanmış Gülüşler- Tolga Yazıcı


Bugün uslu bir çocuk olup sözümü tutacağım.

Tolga Yazıcı bu yazı için çok bekledi beyler bayanlar.

Bakın böyle de kıytırık bir kişiliğim var adama söz verip verip asırlardır yazmadığım için mahcup oluşlarımdan prim çıkarıyorum.

Şaka bir yana neden bu kadar beklediğim konusunu hemen açıklıyorum.

Şimdi şöyle ki kitabı elime aldığımda mutlu bir kitap beklemiyordum.Kitabın adı Parçalanmış Gülüşler. Evet içinde acı muhakkak olacaktı. Evet yazarımızın tarzına bir parça aşinaydım.

Ama yıkıldım sayın blogcum öyle böyle değil.

Kötü manada değil ah sarsıldım. Bildiğin kitap beni tuttu omuzlarımdan lambır lambır salladı. Nasıl bir tabirse o artık. Hani bak Türk filmlerinde olur ya ortada biri vardır biri tokat atar hoop ötekine geçer. Düşün böyle bir çember.

İnsanı bu kadar içine alabildiği için oldukça başarılı buldum.

Şimdi genelde kendi yaşamınıza yakın yaşamları kendinizle özdeşleştirirsiniz bu normaldir ama bir kitap sizi bu kadar aşmasına rağmen içine alıyorsa bu başarıdır. Yazarı bir kez de buradan tebrik ediyorum.

Birazcık argo var. Birazdan biraz fazla da cinsellik var. Kimi öyküler ise çeşitli şeylere parmak basmak amacıyla bu konu üzerinden yürütülmüş. Özellikle son kısım yürek parçalayıcıydı.

Eğer bu kitabı okuyacaksanız koyu bir hüzne hazır olmalısınız dediğim gibi.

Yazarımız her karakteri hissederek yazdığını söylüyor ve bunu kesinlikle hissettiriyor.

Umarım keyifle okunacak yeni kitapları da gelir.

Azıcıcık az acılı olsa çok da güzel olur. Madem pişkinliği ele aldım bir de istekte bulunayım hıııh çok da güzel oldu.


Özetle farklı dünyalara göz atmak isteyenlere tavsiye olunur efenim.

Hadin sağlıcakla kalın.

Yazarımızın blogu için ;
https://gonulsokak.blogspot.com.tr/

Not: Kitap ikinci baskıya hazırlanıyormuş. Mutlu haber üzerine yazmışım nihaha :D

30 Kasım 2016 Çarşamba

Güzel Bir Adam Bulursam Peşine Düşeceğim



Sevgili blogcum;

Görüyorsun bugün azıtmış bir günümdeyim.

Ahahaa tabi ki çok fazla ciddi değilim ama sonuçta her şakada da bir gerçek payı vardır denir değil mi? İşte ben o şakadaki gerçek payına aşığım.

Nasıl mı? İnsanın içinden gelerek,bile isteye gerçekleri söyleme biçimi bir bakıma. Alenen saklanma girişimi. Düşünülmüş bir fikrin aniden patlak vermesi. Bu gibi şeyler.

Bu ara sürekli buraya gelesim var. Yazdıkça yazasım geliyor. Lüzumlu yazsam bari diyeceğim o da her zaman olmuyor. Bu hava, bu yollar, bu insanlar. Her şeyin  24 yıllık bir mazisi  var.

Güzel bir adam bulursam peşine düşeceğim. Çünkü ben birilerinin peşine düşmezsem varlığımdan haberleri olmuyor. En sinir olduğum şey halbuki. Beni ben onları fark etmeden fark etmeleri ilk tercihimdir. Olmuyorsa da yapacak bir şey yok, güzel bir adam bulursam peşine düşeceğim. Çünkü türleri tükenmiş olan bir neslin son üyeleri onlar.

Şiir bilmeleri tercihim.İyi şiiri bilecek ama şöyle Cahit Zarifoğlu, Akif İnan, Attila İlhan, Sezai Karakoç... karışımı. Didem Madak benden yıllar önce demiş zaten: " Kötü şiirlerden koru beni Tanrım." Basitlik okunmamalı şiirde, ben şair olmak istiyorum nidaları atmamalı mısralar. Şiir şiirse şiirdir. Değilse at çöpe. Benim şiirimsilerim öyle mesela. İnsan evvela kendine dürüst olmalı.

Romantiklik öğrenilen bir şeydir bunu herkes bilmeli. Ben öyle değilim, ben böyle değilim kıytırık bahaneleriyle kimse hiç bir şeyden kaçamaz.

Eskiden olsa hani şu mektuplu zamanlarda. Hep derim meslek seçerdim aşk mektubu yazmayı. Şimdi değil aşk mektubu, aşk maili bile yazılmıyor. Olsa olsa aşk kısa mesajı. Sn svyrm.

Aşk doktoru diye bir şey var. İnstagramda zırt pırt çıkıyor sponsorlu bir hesap. Bir de büyücü hesabı var. Medyum Furkan mı ne? Benim için ikisi de aynı. Aşk doktoruymuş. Ansiklopedi tanımlarıyla aşk yaşıyorlar. Mahallenin kaytan bıyıklı abisi de öğretmiş olabilir onlara aşkı.Arabesk müzikle, küçük kızlara ıslık çalmak sanırlar aşkı.Belki televizyon dizilerinden de biraz esin almışlardır,bilemem.Şehvetle aşkı karıştırıp lapa diye sunarlar önümüze. Çoğu şehvet ama bu lapanın. O yoksa aşkın esamesi de yok.Ne yazık.

Benimki tabi hafif dolandırıcılık.Evlenene kadar  yazardım mektupları. Hani köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme hali.Sonra herkesin peşinden koşamam ya canım. Mektubumu yazar şehir şehir gezerdim. Kervansaraylar olurdu o zaman. Dinlenirdim yol üstü. Dergahlarda Tanrı misafiri olurdum. Evlerde sofraya konulan bir fazla tabak.

Güzel bir adam bulursam peşine düşeceğim ve münasip olacak benim yaşamıma. Evvela cıvık olmayacak. Hiç sevemem cıvık adamı. Mesafeli olacak bana bile evet, kibar olacak, efendiliğiyle anılacak. Böyle hayaller kurmak bedava nasılsa?

Yirmi dört yaşım.

Sana da çocukça hayallerimi saklayacağım.

Seni de bir kalemde harcayacağım.

Üzülme ama ömür dediğin ne ki yaş dediğin bir şey olsun.

Öperim gözlerinden...

En derin sevgilerimle...

29 Kasım 2016 Salı

Her Şey Herkesin Olabilir



Merhaba blogcum;

Bugün harikayım.

Hani deniyor ya içim ferah diye. Hıh benim içim de eski evlerin avluları kadar geniş ve temiz. Toz kalkmasın diye özenle ıslatılmış.

Kişi bağımsız mutlulukta kimseye bel bağlamamak deyimini sıkça kullanıyorum. Ummak elde olmayan bir eylem olabilir ama bana yapıldığını düşündüğüm yanlışlarda büyük üzüntüler yaşamıyorum.

Hani çok mutlu görünenler en çok üzülenlerdir hikayesi var. Geçtiğimiz günlerde pek sevdiğim bir ablam evet mutluluklarım gerçek ama çok fazla inciniyorum da diyordu.

Ah diyorum biz bir şeylerden incinmesek sakınmayacağız o davranışlardan. Yaşamasak bilmeyeceğiz nasıl kalp kırılır? O sebeple bunlar şart. Yaşadığım her rezil oldum duygusundan sonra şöyle düşünürüm: "Evet rezil oldum, herkes bana gülecek ve aşağılayacak. Olsun bu olay başka birinin başına geldiği zaman ben insanlık hali olduğunu bileceğim. Allah beni o kişinin gönül dostu kılacak."

İncinmek için de aynısını denerim. Evet incindim ama incitilmenin bir yolunu öğrendim. Bu yolla kimseyi incitmeyeceğim.

Bilmiyorum ne kadar doğru bir düşünce beni mutlu ediyor. İçime su serpiyor. Gülümsemeyi başarabiliyorum ve dahası olabildiğince yargısız konuşabiliyorum yeni tanıdığım kalplerle.

Yine konudan konuya atlayıp başlığa geçeceğim.

Her şey herkesin olabilir blogcum. Hemen cümlenin başına nasıl cümlesini getirip okuyorum. Nasıl her şey herkesin olabilir?  Şimdi şöyleki bir şey sizinken değişir. Sizden alır ve size verir. Besler ve beslenirsiniz bir nevi. Küçükken annemin teyzesi bize tavşanlar getirmiştü. Üç tane birbirinin aynı tavşanlar. Hepimiz birini aldık. Her biri değişti. Ben sokaklarda çok gezdiğimden benim tavşan bebeğim bana benzemeye başladı sıskalaştı, epridi, aksesuarları düştü. Benim oldu. Kardeşiminkinin kurdelesi o sıkılıp kesene kadar öylece kaldı ama onun da yüzü değişti. Bir süre o tavşanla yatmıştı artık o onundu. Ablamınkiyse bambaşka kaldı. Bir süre hoyrat ellerinde süründü ama bizimkiler pislenip yıkanmasına rağmen onunki yumuşak kaldı.

Şimdi bu tavşanda böyleyken insanda farklı mı? Hayır tıpatıp aynı. Sizin arkadaşınız başkasının daha da arkadaşı. Sizin eski sevgiliniz yeni sevgilisinin en sevgilisi. Dokunduğumuz hemen her şey bizimleşiyor, bizleşiyor.Ve biz de aynı derece dokunduğumuz şeylere benziyoruz.

Yani herkes her şeye dokunabilse, her şey herkesin olabilir.Tabi ki mümkün değil. Zaten belli bir sınırı geçince nefes alamıyorum, daralıyorum gibi sözlerle çıkış yolları arıyoruz. Ya mal fazla ya insan ya da duygu.Neticede her şeyin fazlası zarar.

Fazla mı konuştum ben acaba?

Sevgiyle kalın.

Not: Parmaklarımın tipsizliğine aldırmayınız.

Not2: Orta Dünya'ya fazladan bilet bulunur.

Davet*



Madem ki insanın insana tahammülü yok
Okunmuyor mutluluğun esamesi ruhunda
Madem ki kırık şehrinin tüm aynaları
Kırık aklımın aynaları senindir
Bana gel
Durup dinlenmeden bana gel
Sırrını açacağım sana tüm masalların


*:Kendime hediye

26 Kasım 2016 Cumartesi

Ben Uçmak Diye Buna Derim


Canım ciğerim blogcum;

Kalbimde bir ağırlık var yine.

İyi ki var ama ne yapardım  o olmasa.

Çörekleniyor böyle ağzına o kekremsi tat.Hani ağzının tadı kalmıyor enikonu.

Ne baktığını görüyorsun ne duyduğunu anlıyorsun işte. Çıkacak da hadsizin biri seni anlıyorum diyecek diye tir tir titreyerek, öylece kalabilmek için kendi dünyanda.

Ne acayip değil mi insan?
Tasarım:Sawako Kuronuma